Lina'lı Mutfak Düzenimiz
Hamileliğimden çok önce yeme içme alışkanlığımızı ve mutfak alışveriş listemizi değiştirmiştik. Daha temiz, daha rafine, daha sağlıklı olduğuna inandığımız ürünleri sokmaya başladık evimize. Hamileliğimde devam eden bu alışkanlığımız, Lina'nın doğumu ve özellikle ek gıdaya geçişi ile tamamen yerleşti diyebilirim.Artık herkes biliyor ki şeker eşittir zehir. Beyaz una alternatif sağlıklı karbonhidrat tam buğday unu, yulaf ezmesi, buğday ruşeymi, yulaf kepeği, keçiboynuzu unu olabilir. Lina'nın muhallebilerine kakaomsu tad vermesi için keçiboynuzu unu koyuyorum; 1-2 tatlı kaşığı kadar. Her sabah aynı çeşit beslenmekten sıkılıyor, çeşitli kahvaltı menüleri hazırlıyorum. Sütle Sıcak yulaf üzerine biraz bal, kuru üzüm ve muz örneğin, hem besleyici hem lezzetli hem de tok tutuyor. Sabah yumurta yemiyorsa, günlük protein ihtiyacını tamamlaması için öğlen yemeğini etli yapıyoruz.
Pirinç ise, yaban pirinci olması şartı ile, nadiren de olsa kullanılıyor bizim evde. Şekersiz bebek sütlacı için mesela. Naneli yoğurt çorbasını pirinçli değil yarmalı pişiriyorum. Yarma, buğday, nohut, gibi bakliyatları önceden haşlayıp porsiyonlar halinde derin dorun dondurucuda saklamak kullanma aşamasında oldukça pratik oluyor. Pirince alternatif Lina için köy bulguru; bizim içinse karabuğday ve kinoa oldu. Karabuğdayın kokusundan şikayetçi olanlar var, kullanmadan önce iyice yıkıyorum. Soğan, renkli biberler, havuç ve bol domatesle pişirdiğim karabuğday pilavı özellikle beyaz et yemeğinin eşlikçisi iken Cem'in favorisi oldu.
Beyaz ette tavuk yerine hindi tercihim. Hindi kıymasından köfte yapıyorum. Derin dondurucu da porsiyonluk şekilde muhafaza ediyoruz. Balık olmazsa olmazımız. Beyaz et kısmı fazla olan ve denizde küçük balıktan beslenen balıklar tercihimiz, örneğin lüfer. Fırında pişiriyorum. Ve kırmızı et, çok sık tüketmiyoruz ama eşim ve benim için önemli olduğuna inandığımız bir gıda. Lina için sadece kuzu eti. Bebeklere anne sütünden geçmeyen iki şey var biri D vitamini diğeri ise demir. Bebeklerde demir eksikliğini gidermek için günde 40 gr kadar kuzu kıyması tüketilmesi öneriliyor. Yulaf kepeği, maydanoz ve dereotu ile hazırladığımız minik Lina köfteleri derin dondurucuda her daim hazırlar. Kuzu kıymasının kokusu bana çok ağır geliyor biraz dana kıyma karıştırıyorum. Köftesinin yanında kabızsa lor peynirli ıspanak püresi değilse muskat rendelenmiş tereyağlı patates püresi pişiriyorum.
Et sularını kuzu kemik, soğan, ve bir kaç sebze kullanarak hazırlıyorum, buz kalıplarına bölüştürüp derin dondurucuya atıyorum. Çorbasına pilavına ana yemeklerinde sıklıkla kullanıyorum. Müthiş kolaylık oluyor.
Organik pazar konusuna pek inanmıyorum. Neye göre organik? Ve kime göre? Şu an üzerinde yaşadığımız coğrafyada organik bir ürünün yetişeceğine şahsen inanmıyorum. Mevsime uygun meyve ve sebze tüketme fikrini esas alıyorum. Günlük süt, bulabilirsek keçi sütü ve taze yumurta önceliğimiz. Yaşadığımız semtte yıllardır hizmet veren bir şarküteri var haftalık manda sütü sipariş veriyoruz. Yoğurdu bu sütten kendimiz mayalıyoruz, cam kaplara porsiyonluyoruz.

Cam ürünler olmazsa olmazım. İlk 6 ay sadece anne sütü içen Lina'ya doktoru "artık su içebilir" dediğinden beri suyu bardakta veriyoruz. Ne kadar az biberon silikonu o kadar içim rahat. Muhafaza kaplarımızın da hepsi cam ürünler. Lina'nın tabak takımı ise bambu ağaç yapımı pilastik olmayan cinsten. Bu ürünü Esse mağazalarında bulabilirsiniz. Yemek tabağı, kasesi, bardağı, kaşık ve çatalı set halinde satılıypr. Lina'ya yapılan yemeklerin hepsi çelik tencere ve tavalarda pişiyor. Teflon uzun süre önce evimizden çıktı. En küçükten en büyüğe her boy çelik tencere ve tavamız, 1 adet düdüklü tencere, 2 adet cam seramik tava , 1 adet döküm tava ve Cem'in çok sevdiği chinese noodle için 1 adet wok tava var evimizde. Buharda pişen Lina sebzeleri içinse Avent marka buharlı pişirici almıştık. Hepsi bu.
Belki bir noktayı daha yazmam gerekiyor. Baharat çok severim. Yemeğe lezzet veren tuz değil baharattır bana göre. Tane karabiber, kırmızı pul biber, kekik, nane, biberiye,kimyon, yenibahar, zerdeçal, köri, zencefil, tarçın, karanfil bizim evin demirbaşlarıdır. Taze baharatın gücü ise bambaşka bir konu. Kırmızı ve beyaz et yemeklerinde taze kekik ve biberiye çok kullanıyorum. Bir kavanoz dolusu da defne yaprağım var. Lina'nın neredeyse tüm yemeklerine pişirme aşamasında 1 yaprak atıyoruz.
Lina'lı hayatımızda mutfak düzenin nasıl olduğuna dair çok fazla soru alıyorum çevremden. Bu post umarım hepsine yanıt olabilmiştir. İnanırım ki her kadının kendine ait bir mutfak düzeni var. Doğru olan şudur ya da budur demek yanlış bir tutum olur bence. Her kadın içinde bulunduğu şartlara, ailesinden aldığı yemek görgüsüne göre kendine en rahat gelen mutfak düzenini oturtuyor. Benimkisi ise bunlardan sadece biri.
Sevgiyle, afiyetle,
Kisses & Love,
Aybik :)
Yorumlar
Yorum Gönder